• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • https://www.facebook.com/enginkirec/
  • https://twitter.com/enginkirec

Engin Kireç

Bireysel Gelişim,Danışmanlık ve Eğitim

                                                                                           Bireysel Gelişim,Danışmanlık ve Eğitim Hizmetleri
Değişim
Değişim kaçınılmazdır. Birey için değişim ölüm denen kesin ve toptan değişimle son bulur. Hayat için ise değişim, sonsuza dek süren bir döngüdür.Gelişim seçime tabidir. Gelişmeyi seçebiliriz. Gelişimi, zaten engellenemez olan değişimi yöneterek başarırız.Gelişme seçeneklerimizin çoğalması demektir. Gelişme var oluşun işleyişini daha derin düzeyde fark etmek demektir.
Yaşam
Yaşam tesadüflerle oluşmaz, her yaşadığımız şeyin bir oluşum şekli ve akışı vardır. Yaşam'da başarı da başarısızlık ta tesadüfi olmaz. Mutlu olmak, sağlıklı olmak bir strateji ve sürekli gelişim ve değişim gerektirir.
Bireysel Gelişim
Yaşadığınız sorunları bastırmak, kaçmak veya hastalanmak yerine, birlikte konuşup paylaşmak, duygu ve düşüncelerinizi ışığa çıkarmak, acılarınızı dönüştürebilmeniz için onlarla yüzleşebilme gücünüzü ve cesaretinizi kazanmanızda karanlığın içindeki ışığı keşfetme yolculuğuna çıkmaya ne dersiniz? İletişim Bilgilerinizi bize bırakın sizi arayalım.
Üyelik Girişi
Site Haritası
Takvim
Facebook-Twitter
HİPNOZ SEANSLARI
HİPNOZUN TARİHÇESİ
Hinduizm, Budizm gibi dinlerde otohipnoz başta olmak üzere her türlü psişik ve parapsişik olaylar görülmekte idi. Avrupa’da ise hipnoz, 1760 yılına kadar halk tarafından bilinmiyordu. Hipnozun kitlelere yayılmasını sağlayan kişi, onu tedavi vasıtası olarak kullanmanın yanı sıra bir gösteri haline de getirmiş olan, Franz Anton Mesmer’dir. Mesmer, hipnoza “hayvan manyetizması” adını vermiş ve bütün hastalıkların bu hayvan manyetizmasının dengesinin bozulmasından kaynaklandığını söylemiştir. Mesmer birçok hastasında çarpıcı gelişmeler de elde etmiştir. O günlerde bilim adamları Mesmer’in metodunda faydalı bir şey göremediler ve onu ciddiye almadılar. Hatta hipnozu bir şarlatanlık olarak gördüler. Geleneksel tıp çevreleri 1900′lü yıllara kadar hipnozu ihmal etti. 19 yüzyılda bir İngiliz cerrah olan James Braid, hipnotizmayı başlı başına bir olay olarak ele aldı ve ilk defa hipnoz kelimesini kullandı. Braid, birçok büyük ameliyatta hipnozu kullanmıştır. Braid’in takipçilerinden Liebeault, sabit bakış metoduna, sözle telkini de katarak uzun süre hipnotizmayı başarı ile uygulamıştır. Daha sonra Prof. Bernheim, yaptığı denemeler sonunda Liebeault’un metodunu benimseyerek bu yoldaki çalışmalara devam etmiştir. Pierre Janet ise, telkin ile hipnoz’un ayırımını yapan ilk düşünür olmuştur. Başlangıçta Janet ile aynı görüşte olan Sigmund Freud, psikanaliz açısından hipnozu ele alıp açıklamıştır. Freud, arkadaşı Breuer ile birlikte hipnozu hastalıkların tedavisinde kullanılacak bir metod olarak benimsemiştir. Ancak nevrozlu hastalar üzerinde yaptığı uygulamalarda olumsuz sonuç alması, onun bu metodu terketmesine sebep olmuştur. Daha sonra “serbest çağrışım” metodunu kullanarak üne kavuşmuştur. 1955′de İngiliz Tıp Birliği (British Medical Association) ve 1958′de Amerikan Tıp Birliği (American Medical Association), hipnozun, tıpta kullanılabileceğini kabul etmişlerdir. Günümüzde dünyanın birçok yerinde hipnozla ilgili araştırmalara devam edilmektedir.
  
1086 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
Saat
Hava Durumu
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam45
Toplam Ziyaret98641
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar8.04588.0780
Euro9.67359.7122
BİREYSEL SEANSLAR